Haçkalı Hoca Baba

3
898

Son devir Trabzon evliyalarındandır. Hakkında en çok malumat ve menkıbe bulunan tasavvuf ehli meşhur bir zattır. Haçkalı Baba diye anılır. Asıl adı Mustafa Tarhan’dır. Haçkalı Hoca diye meşhur olmuştur. Kuş Mustafa, Beyaz Hoca, Haçkalı Baba diye de anılmaktadır.
Haçkalı Hoca, Trabzon’un Of ilçesinin Dağönü (Eski ismi Hanlut) köyünde 1864 yılında doğmuştur.
Babası Mollahasanoğulları’ndan İbrahim Efendi’dir. Onun da babası Hacı Durmuş olarak Haçka’daki mezarındaki kitabesinde yazılıdır. Fakat kayıtlarda Hacı Durmuş’un 1700–1780 yılları arasında yaşadığına dair mezar taşı yazısı vardır. Haçkalı Baba 1864 yılında doğduğuna göre dedesinin doğumu ile kendi doğumu arasında 164 yıl fark olması mümkün değildir ve mutlaka aralarda birileri vardır ve bu duruma Hacı Durmuş dedesi değildir. Haçkalı Baba’nın mezarındaki kitabesinde Durmuş’un babası Buharalı Kutbuzzaman Mollahasan Efendi olarak geçer. Yrd. Doç. Dr. Hanefi Bostan’ın incelemelerinde , 1681 tarihindeki Of Avarız Defterlerinde Hanlut’ta vergi verenler arasında Hasan Efendi’nin geçmesi Hacı Durmuş’un kimliğini doğrular.

Mekke’den Buhara’ya, Buhara’dan Erzurum’a oradan da Of’un Dağönü (Hanlut) Köyüne (Bu köy şimdi Hayrat ilçesine bağlıdır) İslami tebliğ için gelmiştir. Haçkalı Hoca’nın dedesi Hacı Durmuş’un mezarı şu anda Of’un Dağönü köyünün Varhali mahallesinde bulunmaktadır. Haçkalı Hoca’nın babası İbrahim Efendi, oğlu Mustafa (Haçkalı Hoca) çok küçük yaşta iken fahri imamlık yapmak için oğlu ile birlikte Of’tan ayrılıp Haçka’ya
(Düzköy) yerleşmişlerdir. Dağönü köyündeki evinin yeri ve satmış olduğu bir miktar arzi şu anda orada bulunan Mollahasanoğulları’nın elindedir. Haçkalı Hoca, babası gibi Haçka’da Doğanköy (Muzura) merkez camiinde fahri imam hatipliğe başlamış.
Bu görevi yürüttüğü sırada kendisine bir gece manevi bir hal ile “kalk” denildi. Çünkü ona büyük görev verilecekti. Manevi işareti almıştı. Bu işarete göre Çorum iline gitmek gerekiyordu ve gitti. Orada bulunan zamanın kutbu Çorumlu Hacı Mustafa’nın huzuruna vardı. Dergâhın etrafında yüzlerce derviş bulunan Çorumlu Murşid-i Kamil “Trabzon’dan benim misafirim gelecek, o gelmeden hiçbirinizi kabul etmeyeceğim” diyerek yüzlerce insanı bekletip Haçkalı Hoca’yı bizzat gözetleyerek ziyaretçi kabul etmemiştir. Haçkalı Hoca, huzuruna vardığında o Murşid-i Kamil “Kuş Mustafa geldin mi?” diyerek ona Kuş Mustafa ismini vermiştir. Haçkalı Baba vefat ettiğinde göğsü üzerine bir kuş konmuş ve oradan hiç ayrılmayarak onunla beraber kabrine gitmiştir. Haçkalı Hoca’nın diğer hocası Boztepe’de Evren Dede’nin ayakucunda yatan Akçaabatlı Veli Hakkı Baba’dır. Fakat en fazla bilgiyi Çorumlu Mustafa Efendi’den almıştır.
Haçkalı Hoca’nın hayatı İslamiyet’e hizmet ile geçmiştir. Menkıbeleri dilden dile dolaşmaktadır. Sigaraya son derece karşı idi. Gelecekte sigaraya hizmet eden tütüncülerin aç kalacağını, mısır ve fasulye ekenlerin daha karlı olacağını söylemiştir. Bu sözünden sonra İran’da kıtlık olmuş. Dediğini yapanlar İran’a mısır ve fasulye satarak zengin olduğu böylelikle Trabzon halk kültür tarihine geçmiştir.
Sivas Kongresi’ne katılan Beşikdüzlü Abdul Hasip Ataman, Haçkalı Hoca babayı orada gördüğünü söylemiştir. Birçokları da Haçkalı Babayı Kurtuluş Savaşı’nda gördüklerini söylemişlerdir. Hatta savaşta biliniyorken Trabzon Pazarkapı ofisinin önünde buğday çuvallarını süngüleyerek “vurun aslanlarım, vurun zaferi kazandık” diye haykırdığına ve sonra ortadan kaybolduğuna şahit olanlar vardır. Kurtuluş Savaşı’nda Moloz’da, Pazarkapı’da aynı anda Cuma namazında birçok yerde görülmüştür. En çok anlatılan menkıbelerinden birinde Akçaabat’ta arabaya binmediği halde, araba Moloz’a geldiğinde yolcular Haçkalı Hoca’yı arabadan önce Moloz’a gelmiş olarak görmeleridir.
Trabzonlu Ordinaryüs profesörlerinden çeşitli dersler almıştır. Gümüşhaneli İsmail Bey’de hocalarındandır. Arapça ve Farsça konuşmaktaydı. Haçkalı Hoca’nın oğlu olmayıp bir kızı var idi. Kızı Akçaabatlı Abdullah Kazancıoğlu ile evli olup altı çocuğu dünyaya gelmiştir. Haksız anamızın mezarı Haçkalı Hoca’nın yanındadır.
Hafız Mustafa Akkaya, Haçkalı Baba’nın 12 tarikat şeyhi olduğunu belirterek Haçkalı Baba camisinde 5.8.2004 tarihinde kendisi ile yaptığımız görüşmede kâmilliğe burada eriştiğini söylemiştir.
Haçkalı Hoca 1949 senesinin Ramazan ayında Akçaabat’ın bir köyünde hastalandı. At ile şu anda yattığı makama Haçka (Düzköy) yaylasına götürdüler. Ramazan ayının dördüncü günü (Cuma günü) şu anda yanında yatan Haksız annemizin (Zeliha Kazancı) kucağında ölmüştür. O yıllar yaz kış demeden Türbesi’ni de içine alan küçük bir cami inşa ettiler. Şimdi bu küçük caminin yanında çok büyük cami inşa edilmiştir. Ziyaretgâhı için Trabzon belediyesi tarafından düzenli olarak otobüs seferleri düzenlenmektedir .
Haçkalı Baba ile ilgili olarak yaptığımız alan çalışmalarında onun dedesinin yaşadığı topraklar olan Hayrat Hanlut (Dağönü) köyünde Mollahasanoğulları olarak anılmakta olduğunu müşahede ettik. Mollahasanoğulları’ndan Ahmet oğlu Ömer’in misafiri olduk. Burada Varhali denilen mahallede Haçkalı Baba’nın dedesinin mezarına tesadüf ettik. Varhali mahallesi, bazı kaynaklarda Çaykara’ya bağlı olarak gösterildiğinden Haçkalı Hoca için Çaykaralı olduğu şeklinde bazı kaynaklarda bilgiler yer almaktadır. Köydeki tüm insanlar, Haçkalı Baba’nın çocukluğunun köylerinde babası İbrahim Efendi ile birlikte geçtiğini anlatmaktalar ve bize İbrahim Efendi’nin evinin yıkılmış ocakpare taşlarını gösterdiler. Yakın geçmişte yüz yaşından fazla yaşayarak ölen Mollahasanoğlu Safiye Ana adlı yaşlı kadın oradaki köylülere Haçkalı Hoca’nın babası İbrahim Efendi ile amca çocukları olduğunu belirterek onunla ilgili anlattığı bilgileri Varhali mahallesindeki tüm köylüler ezbere bilirler. Buna göre yaptığımız alan çalışmasında oradakilerin ifadesine göre İbrahim Efendi’nin köyden ayrılış sebebinin, köydeki çok çirkef ve bet sesli komşusunun sürekli olarak bağırıp çağırmasından çok rahatsız olması yüzünden köyü terk etmesi ve köy ile aynı rakım ve havaya sahip olan Haçka Yaylası’na gitmesi olarak gösterirler. Buna delil olarak Haçkalı Baba’nın kızı Haskız’ın kendi köylerine sık sık geldiğini anlatarak bir defasında kendi köylerinde amcaoğlu dediği Ahmet Mollahasanoğlu’ndan babası ve dedesine ait eski yazı evraklar almış ve bir daha bu evrakları geri getirmemiş.

Alan çalışmasını Haçka Yaylası’nda devam ettirdik . Orada Haçkalı Baba’nın kızının evine gittik. Orada bazı resimlerine ulaştık. Cami çevresinde evi olan damadı Hayrettin Yazıcı’nın misafiri olduk.
Orada Hafız Musa Akkaya ile görüştük. O bize, “Haçkalı Baba’nın kendi kollarında öldüğü”nü anlattı. O zaman henüz askere gitmemiş 19–20 yaşlarındaymış. İfadesine göre onu kendi elleriyle musalla taşına yerleştirdi. Bir kuş cenazenin göğsüne konmuş ve üç gün orada kalmış.
Misafiri olduğumuz Haçkalı Baba’nın torunun eşi olan Köprübaşı Fidanlı mahallesinden Hayrettin Yazıcı’nın anlattığına göre: “ Haçkalı Hoca’nın babası İbrahim Efendi’nin mezarı Düzköy çıkışındaki küçük minareli camidedir. İbrahim Efendi orada imamlık yaparken cemaatin olmadığını görünce oğluna “Oğlum sen geç imamlık yap demiş. O da mihraba geçmiş ve Allahüekber der demez cami cemaat dolmuş, namazını bitirip te selam verince camaat boşalmış. Bunun üzerine İbrahim Efendi oğlu Haçkalı Baba’nın sırtına vurarak tamam oğlum, tama, sen tamamsın artık erdin” demiş”.
Yine aynı damadın anlattığına göre “Yomra müftüsü Sabit Sıtkı Yazıcı, içinden Haçkalı Baba’ya iki deste kaşık getireceğim demiş fakat uygulamada yanına giderken bir deste kaşık getirince Haçkalı Hoca, hemen ona daha kaşıkları görmeden diğer deste kaşık nerede diye sormuş.”
Haçkalı Baba adıyla kitap yazan Mustafa Özdamar, onun “dedesi, Buharalı Molla Hasan Efendi, Haremeyn’den Buhara’ya Buhara’dan Gümüşhane’ye, oradan da Çaykara ve Akçaabat’a akan seyyidler soyundan geldiği”ni iddia ediyorsa da Haçkalı baba soyunun Çaykara ile hiçbir bağlantısı yoktur. Ayrıca Haremeyn ile de bağlantısı olduğu düşünülmemektedir. Çünkü tarihte Haremeyn’den Buhara’ya ya da Ortaasya’ya giden başka bir seyyid yoktur. Yine aynı kaynakta Haçkalı Baba’nın önce anası ve babasından sonrada Trabzon’da Gülbahar Hatun medresesinde eğitim ve öğretim gördükten sonra Akçaabatlı Hakkı Baba ve Çorumlu Mustafa Efendi’den feyiz aldığını yazar. Yine aynı kaynakta Haçkalı Baba’nın olağanüstü tavır ve hareketlerini konu alan anekdotlar vardır.
Düzköy’ün eski belediye başkanlarından Hikmet Değer’in oğlu Prof. Dr. Orhan Değer’in yazdığı Düzköy kitabının Efsaneler bölümünde de Haçkalı Baba’dan ve onun olağanüstü hallerinden bahseder. “Hacı Mustafa’nın babası İbrahim Efendi, Hacı Durmuş’un oğlu’dur. Ataları Ortaasya’dan gelip Erzurum’a yerleştiklerini, oradan Of ilçesine bağlı Dağönü (Ökene) köyüne geldiklerini” belirtir. Oysa Dağönü Hayrat’ın bir köyüdür. Eski ismi ise Hanlut olup yukarıda belirtilen Ökene köyü, Çaykara’ya bağlı günümüzdeki Köknar köyüdür. Buradan şu mana çıkmaktadır. Haçkalı Baba ile ilgili araştırmacılar alan incelemesi yapmayıp sadece duyumlarla yetinmekte olup yanlış ya da hatalı duyumları aynen devam ettirmekte ve bu hataların belgelenmesine neden olmaktadır. Ancak yinede aynı kaynakta belirtilen manevi hallerin günümüze aktarılması ve yöreye dini turizm katkısının olması önemlidir.

3 YORUMLAR

  1. Haçkalı baba gönüller sultanıydı.Bütün hayatı çileli geçen çok büyük bir gönül insanı,dava adamı ve Allah'(c.C)’ın veli kulu.Rabbim bizleri kendisi gibi yaşatsın.Amin.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız.
Adınızı yazınız.