Cumhurbaşkanı’nın kalbinin kırıldığını düşünen yok

0
77
Türkiye’nin, ilişkilerin normalleşmesi için İsrail ile imzaladığı anlaşmayı“Türkiye Gazze’ye İsrail ablukasını tanıdı” diye nitelemenin çok büyük haksızlık ve dört dörtlük bir yalan olduğunu belirttim. Çünkü, İHH Mavi Marmara gemisi yola çıktığında ve evvelinde de İsrail ablukası vardı. Türkiye o vakit de bu ablukayı tanımıyordu, şimdi de tanımıyor. Ardından da “Amaç, yıllardır yardım ulaştırılamayan insanların mağduriyetlerini gidermek ise bu anlaşmaya neden karşı çıkılıyor, İHH’nın sıkıntısı ne?” diye sormuştuk.
Düşünün, 14 bin tonluk gemi dün yola çıktı. TOKİ konutlar yapacak Gazze’ye, Türkiye elektrik ve su santralleri kuracak, hastaneler ve organize sanayi siteleri inşa edilecek. Az şey mi bu?
Üstüne “Bu anlaşmayla Filistin halkı satışa getirildi” manasına gelebilecek imaları, “Anlaşmayı tanımıyorum, ben de masada olmalıydım”atarlanmalarını işit. İHH’ya yakışıyor muydu bu?
Yazının çıkmasından iki gün sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bir iftar yemeğinde yaptığı konuşmada aynen şöyle dedi:
“Uluslararası bazda bir adım atıyoruz. Siz kalkıp da Türkiye’den böyle bir insani yardımı götürmek için günün Başbakanı’na mı sordunuz? Biz zaten oraya gerekli yardımı bugüne kadar hep yaptık, yapıyoruz. Bunları da yaparken bir yerlere gövde gösterisi olsun diye değil, her şeyi uluslararası diplomasi içinde yaptık; yapıyoruz, yapacağız. Bunları davul zurna çalarak değil, edebi adabı içinde yaptık yapıyoruz…”
ERDOĞAN MI İZİN VERDİ?
Malum çevreler yaygarayı bastı tabii. Hemen Mavi Marmara’nın gidişine Erdoğan’ın izin verdiğiniyaymaya başladılar.
Bu da tıpkı “Türkiye İsrail ablukasını tanıdı” lafı gibi yalanın daniskasıydı
.
Oysa ta o zaman, hepimiz biliyorduk Tayyip Erdoğan’ın bu girişimden rahatsız olduğunu, “Sırası mıydı şimdi, biz zaten yardım ediyoruz” dediğini. İsrail de habire “vururuz” mesajları yayınlıyordu. Erdoğan tam o sıralarda Gazze’ye büyük bir ziyaret gerçekleştirecekti. Bu yüzden de Bülent Yıldırım ve çevresine laf dinletilemeyince gemiye binecek AK Partili 15 vekil geri çekilmişti.
Ama “Dünya çapında muhteşem bir kahramanlığa imza atma hırsı” o kadar galebe çaldı ki bu acı olayyaşandı. İsrail, barbarlığını bir kez daha gösterdi ve gemideki masum insanlara silahlarla saldırıp on kişiyi katletti.
Doğal olarak Türkiye ve Erdoğan doğrusunu yapıp vatandaşına sahip çıkarak bugün kabul edilen üç şartı reddeden İsrail’le ilişkileri kesti. Ve hem de epey bedel ödemeyi göze alarak. Aslında hep birlikte ödedik. Tayyip Erdoğan o zaman Fethullah Gülen’in “İsrail’in devlet otoritesini tanıyacaktınız”demesine bile tepki göstererek “O otoriteyse ben de otoriteyim, ben otorite olarak izin veriyorum”dedi.
Şimdi “Bak zamanında sen izin vermiştin” diye Erdoğan’ın bu sözlerini kullanıyorlar.
İnsan biraz utanır. Başta sen biliyorsun ki bu sözlerin niçin söylendiği gün gibi aşikâr. Ayıptır hakikaten, size yıllardır destek vermiş bir hükümete, onun Başbakanına bu yapılır mı?
İHH’NIN NANKÖRLÜĞÜ YARALAYICIYDI
Bence Cumhurbaşkanı Erdoğan çok kırıldı ve haksızlığa uğradığını düşündü. Daha doğrusu İHH’nın nankörlüğü çok yaralayıcıydı.
Hatırlayın, Paralelciler “Türkiye DAEŞ’e yardım ediyor” yalanını üfürmeye başladıklarında bir yandan da“Türkiye bu yardımları İHH üzerinden yürütüyor” haberleri köpürtülüp servis ediliyordu. Paralel polisler İHH şubelerine baskınlar yapıyordu. İsrail İHH’yı terörist örgüt ilân etti.
Erdoğan o zaman da İHH’ya sahip çıkmıştı, unutmayın.
Hani bazen hafıza tazelemek iyi gelir.
İHH bugün ben de dâhil on binlerce yardımseverin karınca kararınca desteklediği bir kuruluş. Hükümetin onlara her konuda desteği de sır değil. Yaptıkları çalışmalar gerçekten takdire şayan. Ama başarının ve büyümenin ego büyümesini değil tevazuyu tetiklemesi gerekirdi.
İşte bu yüzden İHH bence artık asli işine dönsün.
Devletlerarası ilişkileri devletler yürütür, vakıflar değil.

02.07.2016

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız.
Adınızı yazınız.