Dün "üç aylar" olarak tabir edilen Recep,
Şaban ve Ramazan aylarının manevi atmosferine girildi. Bu gece ise
Regaip Kandili... Regaip Kandili nedir, ne anlama gelir, neler yapılır?
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, bilim ve
teknolojinin baş döndürücü bir ilerleme kaydettiği günümüz dünyasında;
ferdi ve ailevi mutluluğu, toplum hayatını, barış, huzur, dayanışma ve
kardeşlik içinde bir arada yaşamayı tehdit eden pek çok olumsuzluklar
yaşandığını belirterek ''Bunun etkileri de bireysel ve sosyal
hayatımızında her geçen gün daha yakından hissedilmektedir '' dedi.
Bardakoğlu, Regaip Kandili dolayısıyla mesaj yayımladı.
Bardakoğlu, bugün dini gelenekte üç aylar diye bilinen, ''mübarek gün
ve geceleriyle bereketli bir maneviyat mevsimi olarak nitelendirilen''
recep, şaban ve ramazan aylarının manevi atmosferine girildiğini
bildirdi.
Yarın gece ise Regaip Kandili'nin idrak edileceğini ifade eden
Bardakoğlu, İslam dininin insanın kendisi, çevresi ve Yüce Yaratan ile
ilişkilerini sağlıklı
şekilde kurabilecek bir bilinç, iç barış ve öz güvene kavuşmasını gaye
edindiğini; dünya ve ahiret, madde ve mana dengesi ile iman, akıl,
düşünce, duygu ve bilginin ahenkli birlikteliğine büyük bir önem
verdiğini vurguladı.
BARDAKOĞLU MESAJINDA ŞUNLARI İFADE ETTİ:
''Ancak üzülerek ifade edelim ki bilim ve teknolojinin baş döndürücü
bir ilerleme kaydettiği günümüz dünyasında ferdi ve ailevi
mutluluğumuzu, toplum hayatımızı, barış, huzur, dayanışma ve kardeşlik
içinde bir arada yaşamamızı tehdit eden pek çok olumsuzluklar
yaşanmakta, bunun etkileri de bireysel ve sosyal hayatımızında her
geçen gün daha yakından hissedilmektedir.
Üç ayların manevi iklimine girildiğinin habercisi olan Regaip
Kandili bizlere, hayatın sonsuzluk okyanusunda buluşmak üzere akıp
gittiğini ve geride sadece Allah'ın rızasına uygun
iyi ve yararlı amellerin kalacağını bir kez daha hatırlatmakta,
nefsimizin sonu gelmez heveslerinden, tuzak ve yanıltıcı arzularından
uzaklaşarak özümüze dönmemizi sağlayacak bir bilinç tazeleme imkanı
sunmaktadır. Bu bilinç tazelemenin ve yenilemenin gerçekleşebilmesi
için önce kendi varoluşumuzu anlamlandırmak, iç sorgulama yapmak,
Cenab-ı Hakk'a yürekten yönelmek, işlediğimiz hata ve günahlardan
dolayı pişmanlık duyarak O'ndan af dilemek, onları bir daha işlememek
için kararlı bir duruş sergilemek ve istikamet sahibi olmak gerekir. ''
Bu gecenin sunduğu rahmet ikliminin fırsat
bilinmesi gerektiğini ifade eden Bardakoğlu, Allah'la, yakınlarla ve
çevreyle bağların gözden geçirilmesi, olgun dindarlığın
iman-ibadet-ahlak bütünlüğünü sağlamaktan geçtiğinin bir kez daha
hatırlamasının önemine değindi. Bardakoğlu, doğruluk ve dürüstlüğün,
paylaşmanın, hak ve hukuka riayetin, kutsala saygının insani erdemler
adına ulaşılabilecek en üstün değerler olduğunu vurgulayarak, bu
erdemlerin hayat çizgisi kılınması gerektiğini belirtti.
BARDAKOĞLU MESAJINA ŞÖYLE DEVAM ETTİ:
''Bir ibadet bilinci içinde ülkemizin hem maddi hem manevi imarı
için çalışılması, kalp kırmaktan kaçınması, elimizi ve gönlümüzü
uzanabileceğimiz herkese açmalı, ihtiraslarımızı dizginleyip küçük
menfaat çekişmelerinden uzak durmalı, kardeşlik hislerimizi
güçlendirmeye, birlik ve beraberliğimizi korumaya çaba harcamalı,
kısaca insani ve ahlaki meziyetlerin kendi dünyamızda ve toplum
hayatımızda güçlenmesine gayret göstermeliyiz.
Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletimizin, soydaş ve
dindaşlarımızın Regaip Kandili'ni tebrik ediyor ve bu gecenin,
ülkemizin, İslam aleminin birlik, dirlik ve beraberliğine, insanlığın
hidayet, barış ve huzuruna, bütün müminlerin tövbelerinin ve dualarının
kabul edilerek arınma ve affedilmelerine vesile olmasını Yüce Allah'tan
niyaz ediyorum.''
REGAİP VE REGAİP KANDİLİ'NİN ANLAMI
Regâib, arapça bir kelimedir ve "reğa-be" kökünden gelmektedir.
"Reğa-be", kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona
karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir.
"Reğîb" kelimesi ise, "reğabe"'den türemiş olan bir isimdir ve
kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey demektir.
Müennesi, "reğîbe"dir. "Reğîbe"nin çoğulu da "reğâib" dir. Kelime
olarak "Regâib"in aslı budur.
Receb’in ilk cuma gecesine Regaib gecesi denir.
Bu geceye Regaib gecesi ismini melekler vermişlerdir. Her Cuma gecesi
kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli
oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar,
ikramlar] yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Bu gece yapılan dua
kabul olur; namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar
verilir. Regaib gecesini ibadetle geçirmeli; kazası olan, hiç değilse
bir günlük kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan da nafile namaz kılar,
Kur’an-ı kerim okur, tesbih çeker, tövbe istiğfar eder. Perşembe günü
oruç tutup gecesini de ihya etmek çok sevaptır. Receb ayında oruç
tutmak faziletlidir.
Peygamberimiz (a.s.m)’ ın Ramazan ayından sonra en çok oruç tuttuğu ay
Receb ayıdır. Bu Receb ayında oruç tutmanın muazzam, muhteşem sevabları
var.
Bir de bu ayda sevablar kulların defterlerinin sevab hanelerine, bol
bol dökülmesi dolayısıyla da recebül esabb denmiştir. Yâni, sevabların
bol bol, şarı şarıl, gürül gürül döküldüğü ay demek... Sabbe, Arapçada
dökmek demek... Nehrin de böyle dağlardan çağlayarak şaldur şuldur akıp
da döküldüğü yere münsab derler; o da aynı kökten... Receb-ül esabb;
Allah'ın rahmetinin cûşa gelip, ikram ü ihsanâtının şarıl şarıl, güldür
güldür kullara geldiği ay demektir.
Arifler ve din alimleri kitaplarında yazmışlar ki, bu ay ekim, ekme,
ziraat ayıdır. Sevaplı işler, oruç tutmak, tevbe etmek vs. güzel şeyler
yapılır. Bir mahsulün ekilmesi gibi ziraat, ekim ayıdır. Şa'ban bakım
ayıdır. Ramazan biçim ayıdır, yâni mahsulün alındığı aydır demişler.
Demek ki Receb ayı, bizi Ramazan ayına hazırlayan bir mevsimin ilk
adımı olmuş oluyor.
Onun için, "Receb ayı tevbe ayıdır." demişler. Yâni kul ne yapacak?..
"Yâ Rabbi! Ben anlayamamışım, hatâ etmişim, bilememişim, suçluyum,
kusurluyum; beni affet..." diyerek hatâsını itiraf edip, hatâsından
dönerek, Cenâb-ı Hakk'ın yoluna girecek.
Şa'ban ayı ibadetlere devam etme ayıdır. Ramazan da mükâfatlarını alma
ayıdır. Böyle çeşitli kelimelerle bu ayların birbirleriyle irtibatlı
olduğu beyan edilmiştir.
REGAİP İLE İLGİLİ AYET-İ KERİMELER:
Regâib kelimesi Kur'an'da geçmemektedir. Ancak "reğabe"den türemiş olan
çeşitli kelimeler, Kur'ân'da, sekiz yerde geçmekte ve "reğabe"nin ifâde
ettiği mana için kullanılmaktadır .
Ayrıca, ayet-i kerimede "Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı
günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram
aylardır. İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda
kendinize zulmetmeyin." (Tevbe Suresi, 36) ifadesi yeralmaktadır.
Hz. Peygamber’in ( a.s.m ) ( aşağıda hadisler bölümünde bulunan) bir
hadisinde, ayet-i kerimede işaret buyurulan haram ayların, Zilkade,
Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları olduğu vurgulanmaktadır.
RECEP AYI VE REGAİP GECESİ İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER:
• Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder. [Gunye]
• Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir
gün de sonunda oruç tutana, Receb’in hepsini tutmuş gibi sevap verilir.
[Miftah-ül-cenne]
• Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Yala]
• Şu beş gecede yapılan duâ geri çevrilmez. Regaib gecesi,
Şabanın 15. gecesi, Cuma, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.)
[İbn-i Asâkir]
• “Receb-i Şerîf’in birinci gününde oruç tutmak üç senelik,
ikinci günü oruçlu olmak iki senelik ve yine üçüncü günü oruçlu
bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her
günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.”
buyuruyorlar. (Camiu-s sağir)
• İbn-i Abbas -radiyallahu anh- Hazretleri: “Resulullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- Recep ayında bazen o kadar çok oruç
tutardı ki, biz O’nu hiç iftar etmeyecek zannederdik. Bazen de o kadar
çok iftar ederdi ki, biz O’nu hiç oruç tutmayacak zannederdik.”
buyurmuştur. (Müslim)
• Muhakkak zaman, Allah’ın yarattığı günkü şekliyle akıp
gitmektedir. Yıl on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. Ve üçü
ard arda gelmektedir. Zilkade, Zilhicce, Muharrem bir de
Cemaziye’l-âhirle Şaban ayları arasında gelen Mudar kabilesinin ayı
Recep ayıdır." (Buhârî, Tefsir, Sure, 8,9)
• "Recep ayı Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır." (Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, 1/423)
• Yine mübarek üç aylardan ilki olan Receb ayının önemi ve değeri
hakkında Enes b. Malik ( r.a. )'dan şöyle rivayet edilir: Receb ayı
girdiğinde Hz. Peygamber şöyle derdi: "Allahım! Recep ve Şaban'ı bize
mübarek kıl ve bizi Ramazan'a ulaştır." (Ahmed b. Hanbel, Müsned,
1/259)
• Receb’in ilk cuma gecesini ihya edene, Allahü teâlâ, kabir
azabı yapmaz. Duâlarını kabul eder. Yalnız, 7 kimsenin duasını kabul
etmez: Faizci, Müslümanları aşağı gören, ana babasına eziyet eden,
Müslüman olan ve dinin emirlerine uyan kocasını dinlemeyen kadın,
çalgıcı, livata ve zina eden, beş vakit namazı kılmayan. [Bu
günahlardan vazgeçmedikçe, duaları kabul olmaz.] [Saadet-i Ebediyye]
• Receb büyük bir aydır. Allah bu ayda hasenatı kat kat eder.
Receb ayında bir gün oruç tutana, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba
kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç
tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allah istediğini
verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, “Geçmiş günahların affoldu” der.
Receb ayında Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da,
Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti.
[Taberânî]
• Kim Receb ayında, takva üzere bir gün oruç tutarsa, oruç
tutulan günler dile gelip “Ya Rabbi onu mağfiret et” derler. [Ebû
Muhammed]
• Hz. Aişe ( r.a ) validemiz, “Resûlullah, pazartesi ve
perşembe günleri oruç tutmaya çok önem verirdi.” buyuruyor. Çünkü
Hadis-i Şerifte, “Ameller Allahü teâlâya pazartesi ve perşembe günleri
arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini istiyorum.”
buyururdu. (Tirmizî)
• Receb ayında yapılan dua kabul edilir, günahlar affedilir. Bu ayda günah işleyenin cezası da kat kat olur.
Hz. Hüseyin ( r.a) anlatır: “Kâbe’yi tavaf ederken,
yanık sesle Allahü teâlâya dua eden bir kimsenin sesini işittik. Babam
bunu çağırmamı emretti. Güzel yüzlü, temiz bir kimseydi. Ancak sağ
tarafı felç olmuş, kurumuş, hareketsiz idi. Ona, “Sen kimsin, durumun
ne böyle?” dedim.
O kimse dedi ki: “Adım Menazil. Ben çalgı çalmak, şarkı
söylemekle şöhret salmış, Arabistan’ın ünlülerinden bir gençtim. Hep
nefsin arzuları peşinde koştum. Receb ve Şaban aylarında bile, bu
günahlara devam ederdim. Salih babam, beni bu günahlardan kurtarmaya
çalıştı. Bana, “Allahü Teâlânın azabı şiddetlidir, bir anda
kahredebilir. Kötü arkadaşlardan vazgeç, bu kötü işleri bırak! Melekler
ve bu aylar senden şikâyet ediyorlar” dedi.
Nasihate hiç tahammülüm yoktu. Babamın üzerine yürüyüp, döverek
susturdum. Üzüntülü ve kırık kalble, “Bu aylarda oruç tutup, geceleri
ibadet ediyorum. Beytullah’a gidip şerrinden korunmak için, Allahü
teâlâdan yardım dileyeceğim” dedi. Bir hafta oruç tutup, Kâbe’ye
giderek, “Ey Rabbim, mazlumların âhını yerde bırakmazsın. Bu ayda, bu
mübarek yerlerde yapılan duaları red etmezsin. Hakkımı oğlumdan al, onu
felç et!” diye dua etti. Henüz duası bitmeden sağ tarafım felç oldu.
Beni gören, “Baba bedduasına uğramış kişi” derdi.”
Hz. Hüseyin, “Baban bu hâline ne dedi?” buyurdu. O genç, “Babamdan özür
diledim. Onun da babalık şefkati galip gelerek beni bağışladı. Beddua
ettiği yerde, bu sefer şifa bulmam için hayır dua etmek üzere deve ile
gelirken devenin ürkmesi ile babam düşüp öldü. Şimdi çaresizim.” diyor.
Hz. Ali bu felçli gence dua ediyor, Receb’de yaptığı bu dua bereketiyle
de Hak teâlâ ona şifa ihsan ediyor.
REGAİP GECESİ İLE İLGİLİ RİSALE-İ NUR'DA GEÇEN İFADELER:
Üstadımız! Nur talebelerinin okudukları bir eşi, bir benzeri daha
dünyada olmayan "Cevşen-ül Kebir" isimli Peygamberimiz Aleyhissalâtü
Vesselâm Efendimiz Hazretlerinin duasını ve çok sevablı, çok nurlu, çok
faziletli salavat-ı şerifelerinizi elde ettik, okumaya başladık.
Sizin devam ettiğiniz bu pek kıymetdar, çok mübarek evradlar; bizim
zikrimiz, bizim virdimiz oldu elhamdülillah! Fakat en ziyade Risaleleri
okumağa gayret ediyoruz, ehemmiyet veriyoruz. Çünki Nur Risalelerini ne
kadar sık sık okursak, bu dualardan daha ziyade feyz alıyoruz. Duaları,
evradları mübarek gecelerde, hususan Leyle-i Regaib ve Leyle-i Mi'rac
ve Leyle-i Berat, Leyle-i Kadir ve Cuma geceleri gibi vakitlerde
okuyoruz. (Hanımlar Rehberi: 158)
“Evvelâ: Tekraren hem sizin Receb-i şerifinizi ve Leyle-i Regaib’inizi
tebrik, hem Safranbolu’lu kardeşlerimizin tebriklerine mukabeleten
şuhur-u selâselerini ve dört leyali-i mübarekelerini ve Nurlarla gayet
ciddî alâkalarını tebrik ederiz." (Emirdağ L. - 1: 166)
Evvelâ: Seksen küsur sene bir ömr-ü manevîyi sizlere kazandıracak olan
şuhur-u selâse-i mübarekeyi ve bilhassa bu geceki Leyle-i Regaib'i
tebrik ediyoruz. (Kastamonu L.: 147)
“Evvelen: Seksen sene bir manevî ömr-ü bâki kazandıran şuhur-u
selâsenizi ve mübarek kudsî gecelerinizi ve leyle-i regaibinizi ve
leyle-i mi’racınızı ve leyle-i beratınızı ve leyle-i kadrinizi ruh u
canımızla tebrik ve herbir Nurcunun manevî kazançları ve duaları umum
kardeşleri hakkında makbuliyetini rahmet-i İlahiyeden rica ve hizmet-i
Nuriyede muvaffakıyetinizi tebrik ederiz." (Emirdağ L.-2: 121)
MÜ'MİNİN MÜ'MİNE EN İYİ DUASI NASIL OLMALIDIR?
Elcevab: Esbab-ı kabul dairesinde olmalı. Çünki bazı şerait dâhilinde
dua makbul olur. Şerait-i kabulün içtimaı nisbetinde makbuliyeti
ziyadeleşir. Ezcümle: Dua edileceği vakit, istiğfar ile manevî
temizlenmeli, sonra makbul bir dua olan salavat-ı şerifeyi şefaatçı
gibi zikretmeli ve âhirde yine salavat getirmeli. Çünki iki makbul
duanın ortasında bir dua makbul olur. Hem bi-zahr-il gayb yani "gıyaben ona dua etmek"; hem hadîste ve Kur'anda gelen me'sur dualarla dua etmek. Meselâ:
Allahumme inni es’elukel afve vel-afiyete livelehu fid-dini ved-dünya vel-ahiret
Rebbenatina fid-dünya haseneten ve fil-ahireti haseneten ve gıne azabennar.
gibi câmi' dualarla dua etmek; hem hulûs ve huşu' ve huzur-u kalb ile
dua etmek; hem namazın sonunda, bilhassa sabah namazından sonra; hem
mevâki'-i mübarekede, hususan mescidlerde; hem Cum'ada, hususan saat-ı
icabede; hem şuhur-u selâsede, hususan leyali-i meşhurede; hem
ramazanda, hususan leyle-i kadirde dua etmek kabule karin olması
rahmet-i İlahiyeden kaviyyen me'muldür. O makbul duanın ya aynen
dünyada eseri görünür veyahut dua olunanın âhiretine ve hayat-ı
ebediyesi cihetinde makbul olur. Demek aynı maksad yerine gelmezse, dua
kabul olmadı denilmez; belki daha iyi bir surette kabul edilmiş denilir. (Mektubat)
KANDİL GECELERİNİ NASIL DEĞERLENDİRMELİYİZ?
1. Kur'an-ı Kerim okuyarak,
2. Peygamberimiz ( a.s.m)’ın mübarek duası olan Cevşen-ül Kebiri okuyarak,
3. Aile bireyleriyle birlikte günün mana ve ehemmiyeti hakkında sohbet ederek,
4. Allah rızası için namaz kılarak,
5. Hayatımızın geçmiş günleri ve yılları hakkında muhasebe yaparak,
6. Günahlarımızın bağışlanması için Allah'tan af dileyerek,
7. Sevgili Peygamberimize bol bol salât ve selâm okuyarak,
8. Dünya ve ahirete ait dileklerimiz için dua ederek,
9. Hastaları, yaşlıları ziyaret ederek; yoksulları, öksüz ve yetimleri sevindirerek,
10. Eş, dost ve yakınlarımızla tebrikleşerek,
11. Dargın ve küskünleri barıştırarak, değerlendirebiliriz
REGAİP GECESİ NAMAZI NASIL KILINIR?
Regâib Gecesi Namazı: Bu geceyi ibâdetle geçirmenin sevabı pek çoktur. Bu gecede kılınacak namaz 12 rek’attir. Bu namazın kılınışı şöyledir:
Her rek’atta fatihadan sonra üç kadir suresi ile 12 adette ihlas suresi
okunur. Her iki rek’atta bir selam verilerek 12 rek’at tamamlanır. On
ikinci rek’at kılınıp selam verildikten sonra yerinden kalkmadan yetmiş
kere “ Allahumme salli ala Muhammedinin nebiyyil ummiyyi ve ala alihi”
denilir. Sonra secdeye varılır. Secdede yetmiş kere “ subbuhun kuddusun
Rabb-ul melaiketi verruhi” denir.
Sonra secdeden kalkılarak ettahiyyatta oturulur. Ve yetmiş kere
“Rabbiğfir ve erham ve tecavez ta’lemü” dedikten sonra tekrar secde
edilir. Secdede yetmiş kere “ subbuhun kuddusun Rabb-ul melaiketi
verruhi” dedikten sonra, isteklerimizi alemlerin Rabbine arz edilir. ( İhya ulumuddin, Bedir yayınları, 1974, c:1, s:555)
Regâib namazını cemaatle kılmak bid'attir. Zaten terâvihten başka hiçbir nâfile namaz cemaatle kılınmaz